Kıbrıs Gazetesi’nden Ali Cansu’ya konuşan Kıbrıs Sağlık Turizmi Konseyi Kurucu Başkanı Ahmet Savaşan, Sağlık ve turizm gibi iki çetrefil karakterin evliliğinin geleceğinin ‘sağlam altyapı, çağdaş ve birbiriyle uyumlu yasalara bağlı olduğunu vurguladı.

Günümüzde ‘yeni nesil turiz’ anlayışının egemen olduğunu belirten Savaşan, ülkemizdeki mevcut koşulları iyileştirmeden ‘basit-kolaycılık’ ile sağlık turizmi ürünlerini uluslararası piyasaya ham olarak sunmaya çalışmanın, makro planda hüsran yaratacağını vurguladı. Savaşan sadece sağlık ve/veya turizm açısından konuya yaklaşmak yerine, özgün ve yepyeni bir mekanizmanın kurgulanmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Turizmde yeni anlayış gelişti…

Dünya’ya bakıldığında pek çok alanda olduğu gibi turizm anlayışında da eskisine göre büyük farklılıkların meydana geldiğini görüyoruz. Bu anlayış, küresel gelişmeleri izleyen bir kamu-özel kesim işbirliği ile turizmde yerelleşmeyi, rekabetçi pazara odaklı, yerel çağdaş örgütlenmeye açık ortak işlerliği, çevreye duyarlı, sürdürülebilirlik kavramına ve değişime tam uyumlu stratejileri, bölgesel turizm yönetimini, yerel sivil toplum kuruluşları dayanışmasını, internet teknolojisi odaklı ve kendini sürekli yenileyen dinamik, bütünsel bir yönetimi içeriyor.

Dünya’da somut atılımlar yapılıyor…

Küresel krizler ortamına rağmen gelişimini sürdüren turizm endüstrisi çerçevesinde özgün yerini alan Sağlık Turizmi’ne yatkın bütün ülkelerin, bu dönemde somut atılımlar yaptığını görüyoruz. Ülkemizede ise girişimcilerimizin büyük gayretleri ile başta YDÜ Hastanesi, özel hastaneler ile tüp bebek merkezlerinde sunulan medikal turizm hizmetleri, otellerdeki medikal masaj, spa uygulamaları ve yaşlı-engelli turizminde sınırlı ama önemli ilerlemeler sağlandığını söyleyebiliriz.

Dünya’da rekabet yarışı sürüyor…

Dünya’da yılda 30 milyon kişi şifa bulmak için ülkeleri dışına gidiyor. Sağlık Turizmi sektörü yıllık 150 Milyar Dolar ciroya ulaştı. Sosyo-ekonomik tabana dayalı bütün organizasyonlarda olduğu gibi, arz ve talebe bağlı bu gelişmede hızlı bir pazar ve rekabet yarışı söz konusu. Günün koşullarında hangi ülkeler talebin beklentilerine en uygun koşullarda bir arz geliştirme konusunda öne çıkarsa bu alandaki nimetlerden de o oranda yararlanıyor.

Evliliğin sağlıklı geleceği ‘sağlam altyapı’ya bağlı…

Fakat bu yeni gelişimde çok hassas bileşenler ve dengeler var. Bir yanda insan unsuru ve geniş hizmetler yelpazesine dayalı turizm, diğer yanda ise her işin başı sağlık gibi iki çetrefil karakter. İşte bu iki çetrefil karakterin birleşerek oluşturduğu yepyeni örgütsel evliliğin sağlıklı bir geleceği olması için ‘sağlam altyapı’ya ve çağdaş, birbiriyle uyumlu yasalara gereksinim duyuluyor.

‘Sigorta’ ve ‘hukuk’ çarklarının uyumlu işlemesi şart…

Sağlık Turizmi’nde rol oynayan ortam ve hizmetlerde en temel faktörün tıp alanında olduğu kuşkusuz. Ancak, gerek standartlar ve gerekse de uluslar arası ticaret konusundaki özel anlaşmalar çerçevesinde kritik ince ayarlara ihtiyaç doğuyor. Özellikle ‘sigorta’ ve ‘hukuk’ alanlarında, bütün çarkların uyumlu ve sorunsuz olarak işlemesi bu alanın gelişmesi için olmazssa olmazdır.

Yasal ve ticari altyapı ile insan unsuru iyileştirilmeli…

Yasal ve ticari altyapının yanı sıra, mevcut mekanizmadaki insan unsurunun iletişim ve uzmanlık alanlarında da gerekli ortamların ‘iyileştirilmesi’ne ihtiyacımız var. Lisan ve iletişim kabiliyeti ile teknik ve teknolojik konularda çağdaş tedavi hizmetlerinin hazırlanması ötesinde, bunların gereğince pazarlanması ve randımanlı olarak yönetilmesi gerekiyor.

Özgün ve yepyeni bir mekanizma kurgulanmalı…

Bu bakımdan, bünyesindeki mevcut koşulları iyileştirmeden ‘basit-kolaycılık’ ile uluslar arası piyasaya ham olarak sunmaya soyunan bir zihniyetin, makro planda hüsrana uğramaya mahkum olacağı kuşkusuzdur. Sadece sağlık ve/veya turizm açısından konuya yaklaşım yerine, özgün ve yepyeni bir mekanizmanın kurgulanması zorunlu görünüyor.

İhtiyacımız hükümetin özel projeler geliştirmesi…

Süregiden hızlı küresel gelişmelerde Sağlık Turizmi’nde öne çıkan ülkelerin ki bu ülkelerden biri de Türkiye’mizdir, bu gerekli altyapıyı özel gayretlerle ele alarak uyumlu ve verimli hale getirmek için özgün hükümet projeleri geliştirildiğini görüyoruz. İşte bizim de ihtiyacımız hükümetimizin Sağlık Turizmi’ni ülkenin ana turizm türlerinden biri olarak kabul etmesi ve bu konuda özel projeler geliştirmesidir.

Bu sektörün dayanılmaz cazibesi küresel olarak yoğun ilgi görüyor…

Dünya çapında 250 civarındaki ülke arasında sadece 50’sinin sağlık turizmi pazarından kayda değer bir pay alabilmek için çaba gösterdiğini biliyoruz. Ancak, bu yeni sektörün dayanılmaz cazibesi ile küresel bir yoğun ilgi ve ekonomik yarışma alanı haline geldiği, bu durumun tırmanarak gelişeceği de kuşku götürmez bir gerçek.

1.5 milyar insan büyük potansiyel…

Ülkemiz için dörtbuçuk saatlik uçuş mesafesinde yaşayan 1.5 milyar insan Sağlık Turizmi açısından büyük potansiyel yaratıyor. Ülkemizde bu alanın gelişmesi için devlet desteği yanısıra çağdaş, ülkemize uygun işlevi yüksek yasalar ve tüzüklerle denetime ihtiyaç var. Ayrıca bu alanda yatırım, tanıtım ve pazarlamanın Türkiye’deki gibi teşviklendirilmesi de hayati öneme haiz.

Hizmet örgütleri ‘gereğince’ devreye girebilmeli…

Bize göre ülkemizdeki en kritik eksikliklerden biri de, geleceğin şekillendirildiği böylesi bir atılım döneminde Sağlık Turizmi için hayati önem taşıyan lojistik kadroların ve hizmet örgütlerinin ‘gereğince’ devreye girememesidir. Lisan bilen destek sağlık elemanlarının yanı sıra, uzman tanıtma-pazarlama ve teknolojik donanımların da ‘ihmal edilmemesi’nin bu sektörün ülkemizde gelişmesini temelden etkileyeceği aşikardır.

Hükümet kapsamlı yasal ve örgütsel altyapı hazırlığı yapmalı…
Kabinedeki mevcut dört bakanın kısa geçmişte turizmden sorumlu bakanlık görevi yapmasının, ülkemizde Sağlık Turizmi’nden gerçek bir ekonomik fayda elde edilmesi için bir an önce kapsamlı yasal ve örgütsel altyapı hazırlıklarının yapılmasında büyük bir avantaj olduğunu düşünmekteyiz.

Turizm gelirlerine kafa yormamız gerekiyor…

Son on yılı değerlendirdiğimizde ülke Turizminin geçmiş on yıla kıyasla yüzünün iyiye baktığını fakat otel doluluklarının özel dönemler haricinde halen %50’lerde kalması ve turizm gelirlerinin de artan turist sayısı oranında artmaması üzerinde kafa yormamız gerektiğine işaret ediyor.

Yapılması gereken çok şey var…

Turizmde en önemli nokta, ülkeye taşınan kişi sayısından öte, seçilen turizm modeline uygun olarak getirilen turistlerin ülke içinde ne kadar katma değer yarattığı konusudur. Bu noktadan bakıldığında ülke turizmimiz için yapılması gereken daha çok şey olduğunu söylemek doğru olacaktır. Turizm, sağlık, yüksek öğretim ve hukuk alanlarının çok kıymetli temsilcilerinin bir araya gelerek oluşturduğu konseyimiz, Kuzey Kıbrıs’da Sağlık Turizmi’nin gelişmesi ve ülke içi katmadeğerin insanımızı mutlu eder bir seviyeye gelmesi için çalışıyor ve ilgili bakanlıklar ile de sıkı bir işbirliği yapıyor.

Gaziantepteki alçakça eylemi nefretle kınıyoruz…

Son olarak sizler vasıtasıyla, Türkiyemizde her gün polislerin, askerlerin ve suçsuz sivillerin şehit olduğu haberlerini almaktan, yeni canların kaybedildiğini öğrenmekten duyduğumuz derin üzüntüyü belirterek, Gaziantep’de sivil ve masum insanları hedef alan ve bir düğün alanını kana bulayan terörist eylemi nefretle kınadığımızı belirtmek isterim.

KIBRIS GAZETESİ, Ali Cansu